top of page

Otoritelerime saygıyla

  • Yazarın fotoğrafı: Sema Bozyel
    Sema Bozyel
  • 5 Tem
  • 2 dakikada okunur

Otorite (devlet, toplum, ebeveyn, eş, sevgili, kardeş, arkadaş fark etmez; sizden daha güçlü olduğuna inandırıldığınız her şey), size sunduğu ne varsa bunlarla yetinmeniz gerektiğini düşünüyor ve sizden esirgediği ne varsa buna hakkı olduğunu iddia ediyorsa, acizlik hissinizi kullanarak sizi yönetiyor ve sizi kendi ihtiyacına göre bir yere konumlandırıyor demektir.


Kendini devrimci ya da sistem karşıtı olarak tanımlayanların maddi, manevi yönden ya da yaşam deneyimi bakımından kendilerinden daha üstün olduğuna inandığı insanlarla kurduğu ilişkiyi dikkatli şekilde incelemelerini tavsiye ederim. Tavsiye? Evet, ederim. Çünkü buradan önemli bir gerçek çıkacak.


Otoriteleriniz, siz onların istemediği bir şeyi yaptığınızda ya da istediği bir şeyi yapmadığınızda nasıl tepki gösteriyor? Duygu sömürüsü? Ağlama? Bağırma? Hakaret? Aşağılama? Yok sayma? Kırıp dökme? Çekip gitme? Cezalandırma? Kendine zarar verme? Hangisi? Zayıfı yargılamadan, değiştirmeye çalışmadan varlığına saygı duyan, ona sevgi ve şefkat gösteren, ihtiyaçlarını gören, hayallerini gerçekleştirmesi için destek olan güçlüler var mı etrafınızda?


''Yol yaptım, neyinize yetmiyor?'', ''Para veriyorum, neyine yetmiyor?'', ''Sana karşı dürüstüm işte, neyine yetmiyor?'', ''Sana yardım ediyorum işte, neyine yetmiyor?'' demeden, sizin için yaptıklarını yüzünüze vurmadan hatta hissettirmeden gücünü ve sevgisini ortaya koyan kim var etrafınızda?


Devlet-halk, ebeveyn-çocuk, erkek-kadın, insan-hayvan... Bu ilişkilerin herhangi birinde güçlünün zayıfın üstünde tahakküm kurma hakkını kendinde görmediği bir yaşamın hasreti içindeyim. ''Halkın yansıması olan iktidar'' denkleminden çıkmanın ilk adımı bizde acizlik hissi yaratan insanlarla kurduğumuz ilişkiden çıkmaktır.


Kendisinden zayıf olanı, onun acizliğini kullanarak yönetme hırsıyla hareket eden insanı, iktidarı anlıyorum. İşte ''çocukluğunda çok zor şeyler yaşamış. Başka türlüsünü bilmiyor.'' falan filan. Tamam. Anlıyorum. Ama hak vermiyorum. Onunla empati kurabiliyorum. Ama aynı yolda yürümeyi reddediyorum. Varlığına -onun gibi yapmayarak- saygı duyuyorum. Ama bana sunduğu ne varsa elimin tersiyle itiyorum ve onun yönetiminden çıkıyorum.


Çünkü zayıflık acizlik değildir. Ve ben inandırıldığım gibi aciz değilim. Çünkü bana sunulanla yetinmek zorunda değilim. Ve böylesi bir yetinmemenin adı açgözlülük değil, bilakis açgözlülüğe meydan okumaktır.


Hepimizin kendi zayıflığını da gücünü de aynı anda fark etmesini, kendisine saygı duyanlarla, kendisini sevenlerle, gücünü -otorite kurmak için kullananlarla değil- sevgiyle ve ilgiyle hissettirenlerle, varlığının olduğu gibi kabul edildiği yerlerde yaşamasını diliyorum.

Yorumlar


bottom of page